Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar PDF Oku indir

0 11

Bu makalemizde sizlere  ile alakalı ayrıntılı haber tanımı yazısını paylaştık. Yazımızda ayrıca BAŞLIK İzle gibi yanıtları da bulabilirsiniz.

Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar Portable Document Format Oku indir, e-kitap sitemizde Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar kitabını araştırdık. Ayrıca Toshihiko Izutsu tarafından kaleme alınan Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar kitap özetinin yanı sıra, Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar pdf oku, Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar yandex, Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar e-kitap pdf, Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar Portable Document Format Drive, Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar Epub gibi indirme linklerini de bulacaksınızdır.

Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar Portable Document Format indir Oku

Tao Te Çing adıyla bilinen kitap artık bütün Dünyâ’da tanınmakta ve Doğu Kielraum-liği’nin en kıymetli temel metinlerinden biri olarak Batı’da da çeşitli çevirilerinden yaygın bir biçimde okunmaktadır. Bu kitabın, genelde (veya halk içindeki söylentilere bakılacak olursa), Konfüçyüs ile bunun yanı sıra yaşamış ama ondan daha yaşlı Lao-Tzû isimli eski bir çin bilgesi tarafından yazılmış felsefî-rûhânî bir kitap olduğu kanısına varılmaktadır. Lakin daha bilimsel çevrelerde bugün, bu beyânın gerçeği gösterdiğini kimse kabûl etmemektedir. Gerçekten de, bu kitabın kimin eseri olduğu sorusunun Çin’de 2 ilk kez sorulmağa başlanmış olduğu Ç’ing Hânedânı zamanındanberi, bu konu yalnızca Çin’de ve Japonya’da değil fakat Batı’da da o kadar çok kimse tarafından tartışılmış ve biribirinden o kadar farklı varsayımlar ileri sürülmüştür ki biz de Tao Te Çing’ in tek bir düşünürün eseri olup olmadığı ve hattâ Lao-Tzû diye bir kimsenin gerçekten de yaşamış olup olmadığı konularına bu kitapta hiç değinmemeği tercih ettik. Bu kitabın ne zaman ve kimin tarafından yazılmış olduğuna tam bir güvençle herhangi bir târih yakıştıracak konumda değiliz. Tao Te Çing’m kimin eseri olduğunun veya gerçekten de kendisine izâfe edilen birinin eseri olup olmadığının, bu kitaptaki amacımız yönünden, yalnızca maıjinal bir önemi mevcuttur. Eskiden Çin’in Ç’u eyâletinde, yüzaltmış yıldan çok yaşadığı sanılan 3 Lao-Tzû isimli târihî bir şahsiyetin mevcûd olup olmamasının da, bu bilge birinin gerçekten de Tao Te Çing’ i yazan kişi olup olmamasının da, veya (ister olumlu ister olumsuz yanıtlar verilsin) buna benzer bütün soruların da bu incelememizin içeriği üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Asıl temel öneme sâhip olan Tao Te Çing’ de mevcûd olan düşüncedir. Uygun bir biçimde tahlil edilip idrâk edildiğinde ise, Tao Te Çing’ deki temel düşüncesin kendine özgü bir iç-yapıya sâhip olduğu ve İbn Arabi’nin takdîm ettiği tarzdaki ‘Varlığın Birliği” (Vahdet-i Vücûd) felsefesinin fevkalâde ilgi çekici bir çin kopyasını ortaya koymakta olduğu anlaşılacaktadır. Tao Te Çing’i kimin yazmış olduğu konusunun bizi fakat marjinal bir biçimde ilgilendirdiğini ifâde etmiş yer alıyorum. Ama daha kesin konuşmak gerekirse konunun, söz konusu felsefenin temel yapısını isâbetli bir biçimde tahlîl edip idrâk edebilmemizle alakalı olması yönünden, gene de bizi ilgilendiren bâzı veçhelerinin olduğunu kabûl etmemiz gerekir. Aşağıda bu veçhelere dikkati çekecek, ve ardındanki bölümlerde bütün ayrıntı kısmıyla takdim edilecek olan husûsların derinliğine anlaşılabilmesini sağlamak üzere gerekli olan zemini hazırlamak için bunların kısa bir açıklamasını da takdim edeceğiz. Bu bağlamda, meseleleri uygun bir biçimde iki başlık altında toplayabiliriz: bunlardan biri Tao Te Çing’ın kronolojisiyle, diğeri ise kim olurlarsa olsunlar Tao Te Çing’in müelliflerinin şamanist arka-plânlarıyla alakalıdir. Lao-Tzû kendisi ile ilgili kesin bir bilgiye sâhip olmadığımız efsânevî veya yarı efsânevî bir kimsedir. Çünkü, ona izâfe edilmekte olan hayat hikâyesinin dayandığı târihî bir nüvenin olduğunu varsaysak bile, halkın hayâl gücü onun etrafında öylesine olanak-dışı ve olağanüstü olaylardan bir araya gelen bir örgü örmüş bulunmaktadır ki bunların efsânelerden, uydurma hikâyelerden (esâtirden) ve (gerçek) vak’alardan bir araya gelen girift yumağını çözebilmeyi ümid etmek asla olabilecek değildir.

Eski devirlerde bütün çinli târihçilerin en temkinlisi, en güveniliri olarak anılan ve Han Hânedânı zamanında (yâni M.Ö. I. yüzyılın başında) yaşamış bulunan Ssû Ma Ç’ien dahi Lao-Tzû’nun hayâtı ve mâcerâlan ile ilgili ilk kez derli toplu bir bilgi sunan Târih Kitabı isimli eserinde, farklı kaynaklara dayanan fakat biribiriyle tutarsız çeşitli rivâyetlerden bir araya gelen bir hikâye takdîm etmekle yetinmiştir. Bu efsânelerden birine bakılacak olursa Lao-Tzû, Ç’u 4 eyâletinde doğmuşmuş. Kendisi Çou kıraliyet hazînesi memurluğu görevinde iken Konfüçyüs onu ziyârete gelmiş. Bu karşılaşmadan sonra Konfüçyüs’ün kendi talebelerine Lao-Tzû ile ilgili şu uyarıda bulunmuş olduğu rivâyet edilmiştir: “Kuşlar uçar, balıklar yüzer ve hayvanlar yürür. Bütün bunlar kesinlikle bildiğim şeylerdir. Bundan başka: yürüyen tuzağa düşebilir, yüzen oltaya takılabilir ve uçan da bir okla vurulabilir. Ama biz bir ejderhâ ile ne yapabiliriz? Biz onun rüzgârlara ve bulutlara nasıl binmekte olduğunu ve göğe nasıl yükseldiğini bile göremeyiz. Benim bugün karşılaşmış olduğum şu Lao-Tzû yok mu, işte o olabileceken fakat bir ejderhâ ile kıyaslanabilir!” Bu hikâye Lao-Tzû’yu Konfüçyüs’ün (M.Ö. 551-479) yaşlı bir çağdaşı olarak takdîm etmektedir. Bu, Lao-Tzû’nun M.Ö.

VI. yüzyılda yaşamış bir kimse olduğuna işâret etmekte ise de bu rivâyet olabileceken gerçek bir târihî olguya tekabül etmemektedir. Yukarıda anlatılmış olan hikâyenin târihî bir olay olmadığı ile ilgili pekçok delîl ileri sürülmüştür. Bunlardan biri daha doğrusu (bu kabil delilleri desteklemek üzere üretilen ayrıntılar içinden büyük değişikliklar bulunması yönünden) bir “tip”i dememiz gereken delîl, eski Çin’de felsefî düşüncenin târihî gelişmesine has kalıplarla ve bu ve bunun gibi hikâyelerin dil açılarından incelenmesiyle alakalı olarak, bizim için özel bir önem arzetmektedir. Dil yönünden ileri sürülen delillere burada bir örnek vermek istiyorum. Sökiçi Tsuda Tao-cu Ekolün Fikriyâtı ve Gelişimi başlıklı meşhûr eserinde Tao Te Çing’âeki bâzı anahtar teknik terimlerin sıradışı kullanışını dil yönünden (filolojik açıdan) titiz bir incelemeye tâbi tutmakta ve bu kitabın fakat Mencius’un 5 zamanından sonraki bir dönemin ürünü olduğu sonucuna varmaktadır. Bu, hiç şüphesiz, Lao-Tzû’nun (târihî bir şahsiyet olarak yaşamış olduğunu varsayarak) Mencius’den sonra yaşamış olmasını gerektirmektedir. Tsuda bu incelemesinde kıstas olarak Tao Te Çing’ in XVIII. Bölüm’ünde bulunan ve jen ile i sözcüklerininin bir bileşimi olan jen-i deyimini seçmektedir 6 . İnsanlık manasına gelen jen kelimesi ile dürüstlük manasına gelen i kelimesi, doğrusunu söylemek gerekirse (bu hâlleriyle), Lao-Tzû’nun sözlüğüne ait olmayan sözcüklerdir; bunlar Konfüçyüsçülük’de geçerli olan anahtar-kavramlardandır. En temel iki beşerî hasleti temsil eden bu sözcükler bizzat Konfüçyüs’ün ahlâk düşüncesinde fevkalâde mühim rol oynamaktadır. Ama bunlar Konfüçyüs’ün ağzında biribirinden bağımsız iki ayrı kelime olarak kalmaktadırlar; bunlar Konfüçyüs’de jen-i şeklinde bileşik bir şekile sâhip olan semantik bir birim olarak terkîb edilmiş değildirler. Böyle bir terkîbe fakat Konfüçyüs sonrası zamanda rastlanmaktadır. Tsuda, jen-i kavramı üzerinde duran ilk düşünürün Mencius olduğuna dikkati çekmektedir. Bir yandan bu, diğer yandan da Lao-Tzû’nun jen ile /’yi söz konusu bileşik biçimde kullanmış olduğu olgusu Tao Te Çing’ in Mencius’dan itibâren jen-i deyiminin artık iyice yerleşmiş olduğu dönemin bir ürünü olduğunu telkin etmektedir, zîrâ Tao Te Çing’ d e jen-i’nin kullanıldığı pasaj Konfüçyüs’deki ahlâk anlayışının bilinçli bir eleştirisini yapmak üzere kaleme alınmış görünmektedir.

Başka bir deyişle, Lao-Tzû’nun bu deyimi kullanması fakat gözünün önünde Mencius’un eserinin ve onun ahlâk teorisinin bulunmasıyla olabilecekdür. Bundan başka Tsuda, Mencius’un Konfüçyüs-çülük ile bağdaşmayan her şeyi hiddetle ihbâr ve ilân ederek üstüne gittiğine ama, Tao-culuğun kendi doktriniyle ta-ban-tabana zıt bir öğreti olmasına rağmen, hiçbir yerde Lao-Tzû’yu veya Tao Te Çing’ i eleştirmek için bilinçli bir gayret sarf etmemiş olduğuna da dikkati çekmektedir. Hattâ Mencius, Lao-Tzû’nun ismini bile zikretmemektedir. Bu ise Tao Te Çing’in Mencius’un zamanından sonraki bir döneme ait olduğunun reddedilmesi olabilecek olmayan bir ispatıdır. Bunun yanı sıra Lao-Tzû’nun doktrininin Hsüh-Tzû (M.Ö. hemen hemen: 315- 236) tarafından açıkça eleştirilmiş olması bunun Hsüh-Tzû’dan sonra olamıyacağının da delîlidir. Buna göre Tsuda, sonuç olarak, Tao Te Çing’in Mencius ile Hsüh-Tzû içindeki ( yâni M.Ö. 289 ilâ 236 içindeki) bir zamanda yazılmış olması gerektiğine hükmetmektedir. Tsuda’nın ortaya koymuş olduğu delillerde bu kitaptaki ilgi alanımızın dışında kaldıkları için tartışmak istemediğim bâzı problematik noktalar bulunmaktadır. Ama bütünü göz önünde tutulduğunda kendisinin haklı olduğunu düşünmekteyim. Gerçekten de Tao Te Çing’de, sağlam bir temel üzerinde kurulu bulunan Konfüçyüs felsefesinin dayandığı arka-plâna zıt olan bir yere yerleştirmeksizin isâbetle anlamamızın olabilecek olmadığı bâzı pasajlar bulunmaktadır. Ve bu da, aslında, en azından ilk kez Lao-Tzû’nun düşüncesiyâtı ile ilgilenenler için bütün meselenin özünü teşkil etmektedir. Meselâ, Tao Te Çing’in başlangıcında, sıradan yâni gerçek olmayan bir “yol” ile sıradan yâni gerçek olmayan “adlar”a kesinkes zıt bir biçimde, gerçek Yol ile gerçek Ad’ın zikredilmekte olduğu meşhûr satırların 7 delâlet ettiği gerçek anlamı, fakat, sıradan “yol”u Konfüçyüs ekolü tarafından anlaşıldığı ve öğretildiği gibi yaşamanın ahlâkî yolu olarak ve bu sıradan “adlar” diye tanıtılanların da Konfüçyüs’vârî adlar yâni belirli “adlar” aracılığıyla tesbit edilmiş en yüce ahlâkî kategorilerden (yâni a-nahtar-kavramlardan) başka bir şey olmadıklarını idrâk etmek sûretiyle anlayabiliriz.

Bundan başka Tao Te Çing Molybdänit-Tzû, Yang Çu, Şang Yang ve hattâ Çuang-Tzû, ŞSn Tao ve diğerleri gibi farklı kaynaklardan türetilmiş olan (veya en azından öyle görünen) bir takım sözcükler ile cümleler de içermektedir. Bu gözleme dayanarak bâzı araştırıcılar, Tsuda’dan da öteye giderek, Tao Te Çing’in Çuang-Tzû ve Şân Tantal-o’dan da sonraki bir döneme ait olduğunu beyân etmişlerdir. Bir örnek vermiş olmak için, Pekin’de çağdaş bir araştırıcı olan Yang Jung Kuo’nun da Eski Çin’in Düşünce Târihi isimli eserinde 8 bu kabil bir tutum sergilemekte olduğunu aktarabiliriz. Geleneksel olarak Lao-Tzû’dan sonra yaşamış gibi telâkki edilen düşünürlere mehaz olarak gerçekleştirilen bu “yollamalar”ın bâzıları Tao Te Çing’ in bizzat icrâ ettiği etkilere bağlı olarak açıklanabilir. Bunun yanı sıra bu kitabın, bugün elimizde olduğu şekliyle, metninin de Han Hânedâm zamanında herhâlde bir baskı, yeniden baskı ve yeniden düzenleme sürecinden geçmiş olduğunu da unutmamak gerekir. Bu takdirde söz konusu “yollamalar”m çoğu, sâdece, sonradan yapılmış olan eklemeler de olabilir. Eğer bu böyleyse, Tao Te Çing’ in ihtilâflı bir eser olduğu kabûl edilmelidir. Ve en azından, bundaki düşüncenin şekillenişinin Konfüçyüs düşünce ekolünden sonra gerçekleşmiş olduğu kesindir. Kitabımızın amaçlan çerçevesinde kalmak için, Tao Te Çing’in kronolojisi hususunda bu noktadan ileri geçmek istemiyoruz.

Toshihiko İzutsu – Taoculuktaki Anahtar Kavramlar Portable Document Format indir Tıklayın

style="display:block" data-ad-client="ca-pub-6299590809678581" data-ad-slot="7470993030" data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true">
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.