Thomas Mann – Venedik’te Ölüm – Pdf Kitap İndir

0 12

Bu makalemizde sizlere  ile alakalı ayrıntılı haber tanımı yazısını paylaştık. Yazımızda ayrıca BAŞLIK İzle gibi yanıtları da bulabilirsiniz.

Yirminci yüzyılın en büyük Alman yazarlarından sayılan Thomas Mann, çağdaşı pek çok ünlü yazar gibi Nazi rejimine karşı aktif bir şekilde çalışmış ve bu uğurda ağır bedel de ödemiştir. 1936’da Alman vatandaşlığından çıkarılan Nobel ödüllü yazar, bilindiği gibi önce İsviçre’ye, daha sonra da 1938’de ABD’ye göç etmek zorunda kalmıştır. Onu evrensel yapan şey, eserlerinde işlediği temaların güncelliğinden hiçbir şey kaybetmeden kuşaktan kuşağa devam ediyor olmasıdır. Thomas Mann’ın kendisi her ne kadar ileride Buddenbrooklar. Bir Ailenin Çöküşü adlı romanıyla anılacağını söylese de, Büyülü Dağ, Venedik’te Ölüm ve Doktorgrad Faustus gibi eserler onu gerçekten evrensel bir yazar konumuna getirmiştir. Evrensel boyutlu bir roman olan Doktorgrad Faustus’ta yer yer Nazi rejimini ve Nazi Almanya’sını sorgulayan ünlü yazar, besteci Leverkühn’ün insanı derinden sarsan yaşamöyküsü kapsamında bütün azgınlığıyla devam eden savaşın öyle ya da böyle sona ereceğini söylerken, böylesine kötü bir yazgının Alman ulusunu düşürdüğü korkunç ruh hali karşısında ne kadar sarsıldığını, ne büyük bir dehşete kapıldığını şu çarpıcı sözlerle dile getiriyor: Almanya’nın savaştan yenik çıkacağı ulus olarak bilincimize öylesine kazınmış, hafızalarımıza öylesine yerleştirilmişti ki, bunun doğuracağı korkunç sonuçlardan korktuğumuz kadar başka hiçbir şeyden bu kadar çok korkmuyorduk. Fakat bundan çok daha fazla korktuğumuz bir şey vardı, o da Almanya’ nın savaştan galip çıkma olasılığıydı. Bazılarımız Almanya’nın yenilgisini bir cinayet gibi görürken, bazıları da onun savaştan galip çıkmasının yenik çıkmasından çok daha korkunç olacağını söylüyorlardı. Kendisinin ruhsal durumunun, aynı yazgıyı paylaşan Alman halkının ruhsal durumundan biraz farklı olduğunu ifade eden yazar, ben her ne kadar başka ulusların kendi gelecekleri ve bütün bir insanlığın geleceği uğruna kendi devletlerinin yenilgisini istemek zorunda kalmış olduklarını biliyorsam da, böylesi bir yazgı için daha önce hiç yaşanmamış korkunç bir trajediyi, bir büyük felaketi kendi ülkem için dileyemiyorum, diyor ve şöyle devam ediyor: Alman ulusuna özgü dürüstlük, devletine ve onun değerlerine bağlılık, itaat ve güven duygusu gibi özellikler göz önünde bulundurulduğunda, bu ikilemin bizim durumumuzda iki ucu keskin bir bıçağa dönüştüğünü, bizi eşi benzeri görülmemiş çok tehlikeli bir duruma soktuğunu da kabul etmek zorundayım, böylesine iyi özellikleri olan bir ulusu başka hiçbir ulusun düşmeyeceği kadar zor bir duruma düşüren ve tedavisi imkânsız bir biçimde onu kendisine yabancılaştıran kişilere karşı içten içe derin bir öfke duymaktan kendimi alamıyorum. Ardından Alman ulusunun içine düştüğü o korkunç ruh halini şu dehşet verici sözlerle dile getiriyor: Bu yazdıklarımın talihsiz bir rastlantı sonucu oğullarımın eline geçmesi ve onların bir tür milliyetçilik gururuyla beni herhangi bir ayrım yapmadan doğrudan gizli polise ihbar etmek zorunda kalacaklarını düşünmem, sanırım içine düştüğümüz felaketin ve yaşadığımız ikilemin ulaştığı derin boyutu anlatmaya yeterli. Henüz yirmi beş yaşındayken yazdığı Buddenbrooklar. Bir Ailenin Çöküşü adlı romanıyla gerek Alman Edebiyatı’na, gerek Dünya Edebiyatı’na damgasını vuran Thomas Mann, bu başarıyı eserleri arasında kuşkusuz en tanınmışı olan Venedik’te Ölüm’le de yakalamıştır. Doktorgrad Faustus adlı romanda anlatıldığı gibi, besteci Leverkühn’ün içine düştüğü korkunç ruh hali bir anlamda Venedik’te Ölüm adlı eserde de hâkimdir. Ancak burada sorun daha “masumca” ifade edilir: Sanat nedir? Sanatçı kimdir? Eserin özellikle ikinci bölümünde büyük şair Gustav von Aschenbach’ın sanat anlayışı ve sanatçı kimliği öne çıkar. Sanatçılıkla burjuva özelliklerini hayatında birleştiren Aschenbach, güzele teslim olunca ya da başka bir deyişle tutkunun esiri olunca, ruhu altüst olur ve bütün ahlak değerleri çökmeye başlar.







Thomas Mann, Aschenbach’a atfettiği Neoklasisizm ile yüzyıl dönümü edebiyatına damgasını vuran décadence atmosferinden uzaklaşmayı, hatta kurtulmayı hedeflemektedir. Thomas Mann 1912 yılında yayınlanan Venedik’te Ölüm adlı eserini aslında Goethe hakkında bir öykü olarak tasarlamıştı. Eserin konusu da Goethe’nin ileri yaşta Marienbad adlı kentte yaşadığı bir aşk hikâyesi olacaktı, ancak konu özelden genele doğru bir gelişme gösterdi: Goethe model alınarak yaratılan Gustav von Aschenbach karakteri üzerinden Prusya ve II. Wilhelm döneminin tehlikeli boyutlarını eleştirerek sanat ve sanatçı sorununu işleyen yazar, bu bağlamda aşk ve esere adını veren ölüm temasını da ön plana çıkarmıştır. Antik mitolojiye göndermelerde bulunan ve mitolojik motifler kullanan yazar, etkisinde kaldığı Nietzsche’den öğrendiği ve şimdi edebiyata uyarladığı kategorilerle oynamaktadır: Yunan Tanrısı Apollon’ un karakteristik özelliklerine sahip olan Aschenbach, bir yabancı tarafından baştan çıkarılmakta ve böylece Dionysos’un hâkimiyeti altına girmektedir. Sanatın kökenlerine ilişkin bir soruyu, yani sanatın doğuştan gelen bir yetenek mi, yoksa Aydınlanma’ya bağlı bir düzenlemenin sonucu mu olduğu, başka bir deyişle sanatın kökeninin akılcı mı, yoksa akıldışı mı olduğu sorusunu Thomas Mann eserde yarattığı genç figür Tadzio ile yanıtlar: Platon’un güzel idea’sını cisimleştiren bu “ütopik fantasma”, görünüşteki mükemmelliği ile beğeni kazanır, ama sanatın tehlikesi de işte bizzat bu mükemmellikte saklıdır. Bunu güzele olan teslimiyet olarak niteleyebiliriz. Öyle bir teslimiyet ki, ahlaki değerlerin çöküşüne, kültürün yerini barbarlığın almasına neden olur. Thomas Mann 1939’da en önemli Nazi karşıtı deneme yazılarından birini “Ordensbruder Hitler” başlığı altında yayınladığında, Venedik’te Ölüm, Nazi Almanya’sının habercisi olma niteliğini de kazanır. Ahlaksız sanatçı, yani birader (Ordensbruder) faşizmin temsilcisidir. Bu da Adolf Hitler’dir. Goethe’yi ve Schiller’i örnek alan Almanya’nın temsilcisi ise Thomas Mann’dır (“Ben neredeysem Almanya oradadır”) ve şairlerin ve düşünürlerin ülkesi olan bu Almanya Thomas Mann’da vücut bulup öteki, yani faşist Almanya’ya karşı mücadele etmektedir. Prof. Dr. KASIM EĞİT

.



.

style="display:block" data-ad-client="ca-pub-6299590809678581" data-ad-slot="7470993030" data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true">
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.